Manastır Eski Çarşısı, zamanın daha yavaş aktığı bir yerdir. Kıvrımlı sokakları, taş döşeli yolları ve geleneksel el sanatlarıyla dolu dükkânlarıyla geçmiş yüzyılların atmosferini günümüze taşır. Bugün bile burada ticaret ve zanaatkârlık devam etmekte, çarşıyı şehrin yaşayan ekonomik ve kültürel merkezi hâline getirmektedir.
Eski Çarşı, Balkanlar’daki en büyük ve en iyi korunmuş doğu çarşısı komplekslerinden biridir. Sahip olduğu tarihi, mimari, estetik ve ekonomik değerler nedeniyle, en yüksek düzeyde kültürel miras olarak yasal koruma altındadır.


Manastır’ın doğu kesiminde yer alan çarşı, Osmanlıların 1382–1383 yıllarında bölgeye gelmesinden sonra ekonomik bir merkez olarak gelişmeye başlamıştır. İlk camilerin ve onlara bağlı sosyal ve eğitim yapılarının inşasını, atölyeler ve küçük dükkânlar izlemiştir. Çarşının gelişimindeki en önemli dönüm noktalarından biri, 15. yüzyılın sonlarında Bezisten’in, yani kapalı çarşının inşa edilmesidir. Bezisten’in çevresinde dükkânlar ve zanaat atölyeleri kendiliğinden çoğalarak yoğun ve canlı bir kent dokusu oluşturmuştur.


Yüzyıllar boyunca çarşı, Manastır’a yerleşen farklı toplulukların—Türkler, Yahudiler, Ulahlar ve diğerleri—getirdiği yeni meslekler ve ticaret anlayışlarıyla sürekli büyümüştür. Eski Çarşı, en parlak dönemini 19. yüzyılda yaşamıştır. Bu dönemde Manastır, Balkanlar’ın önemli ticaret merkezlerinden biri hâline gelmiş; yerel tüccarlar Venedik, Trieste, Viyana, Leipzig ve İngiltere gibi Avrupa şehirlerinin yanı sıra İstanbul, İskenderiye ve hatta Hindistan ile ticaret yapmıştır.


Zirve döneminde çarşı, 17. yüzyıldan itibaren loncalar hâlinde örgütlenmiş yaklaşık 30 pazarı ve 2.500’den fazla dükkânı kapsıyordu. Burası yalnızca ticaretin değil, aynı zamanda sosyal hayatın, buluşmaların ve kültürel etkileşimin de merkezidir.
1834, 1860, 1862–1863 ve 1897 yıllarında çıkan büyük yangınlar, çarşının görünümünü kalıcı olarak değiştirmiştir. Bu yangınlardan sonra ahşap, mütevazı dükkânlar yavaş yavaş ortadan kalkmış; yerlerini taş ve tuğladan yapılmış daha sağlam yapılar almıştır. İki katlı dükkânlar ve depolar, dönemin güçlü şehirli sınıfının ekonomik gücünü yansıtmaktadır. Bu sınıf, aynı zamanda ulusal ve kültürel uyanışın da öncüsü olmuştur.
Bugün, bir zamanlar çok daha geniş olan Eski Çarşı’dan yaklaşık 700 yapı ve otuz kadar sokak ayakta kalmıştır. Buna rağmen Eski Çarşı hâlâ yaşayan bir mekândır—tarihin yalnızca anlatılmadığı, her adımda, her seste ve her kokuda hissedildiği özel bir yer.

